SANALTANİTİM
  ÇEŞİTLİ BİD'AT VE HURAFELER HAKKINDA..
 
Sual: İhtiyaç halinde sol el ile iş yapmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
Sağ ve sol eli de, faydalanmamız için yaratan Allahü teâlâdır. Peygamber efendimizin iyi işlere sağdan başlaması, giyim kuşam, yiyip içmek gibi âdetlerine Sünneti zevaid denir. Bunları unutarak veya bir özürle terk etmekte hiç mahzur yoktur. Özürsüz yapmak da mekruh olmaz, ancak sünnete uyulmamış olur. Zevaid sünnetlere de uymak büyük nimettir.


Sual: Kimya - i saadet kitabından naklen Tam İlmihalde, (Parmağında altın yüzük takılı kimsenin bulunduğu sofraya oturmamalı ve camideki safta, böyle birisi yanında namaz kılmayıp, ikinci safa kaçmalı, başka haramları kullananlardan da böyle uzaklaşmalıdır) deniyor. İtikadı bozuk, bidat ehli olanlardan da uzak durmak gerekir mi?
CEVAP
İtikadı bozuk olmak veya bidat sahibi olmak büyük günahtır.
İmamı Rabbani hazretleri (İyi biliniz ki, bidat ehli ile konuşmak, kâfirle arkadaşlık etmekten, kat kat daha fenadır. Bidat ehlinden yılandan, canavardan kaçar gibi kaçmak gerekir) buyurdu. Çünkü hadis-i şeriflerde, (Bidat ehlinden kaçın, onlara selam vermeyin, onlarla birlikte bulunmayın, birlikte yiyip içmeyin, cenazelerine gitmeyin, onlarla birlikte namaz kılmayın) buyuruluyor.

Fitne çıkarmak haramdır. Fitne çıkacaksa onlara selam verilir, ihtiyaç kadar yanlarında oturulur, beraber namaz kılınır.


Sual: Bidat hakkında Resulullah, (Bidat ehli benden değildir. Onlarla cihad kâfirlerle cihad gibidir. Bidat ehli Cehennemin köpekleridir) buyuruyor. Kibir için de, (Zerre kadar kibri olan Cennete girmez) buyuruyor. Cenabı Hak da, (Kibirlenene, hiç acımam, çok acı azap ederim) buyuruyor. Bu ikisi diğer günahlardan niye daha büyüktür?
CEVAP
Kibrin diğer günahlardan daha büyük olmasının sebebi şudur:
Büyüklük ancak Allahü teâlâya mahsus iken, kulun kibirlenmesi, bir kölenin hükümdarın tacını başına geçirerek onun tahtında oturup hükmetmesine benzer. Hükümdarın bir emrini yapmayarak suç işlemekle, hükümdarlığına sahip çıkmak, onun tahtına oturup emirler vermek arasında elbette büyük fark vardır. İşte kibirlenmek, Allahın emrini yapmamak gibi bir suç değil, bizzat ilah olmak gibi büyük suç oluyor.

Allahü teâlâ ilim gibi, kudret gibi sıfatlarından kullarına az da olsa ihsan etmiştir. Fakat yalnız üç sıfatı kendine mahsustur. Bunlar, Kibriya, gani, yaratmak. Bu üç sıfatı hiç kimseye vermemiştir. Kibriya, büyüklük, üstünlük demektir. Bunun için kibirlenmek, Allahü teâlânın hakkına tecavüz etmek olur. Gani olmak, başkalarına muhtaç olmamak, her şey Ona muhtaç olmak demektir. Yaratmak, yoktan var etmektir. Kul bu üç sıfata sahip olmaya kalkarsa en büyük günahı işlemiş olur.

Bidatin diğer günahlardan daha büyük olmasının sebebi şudur:
Günah işleyen kimse, Allahın emrine karşı gelmiş olur. Fakat bidat çıkaran kimse, niyeti ne kadar iyi olursa olsun, Allahın bildirdiği hükümleri beğenmeyip yeni hükümler koymaya, bizzat dinin sahibi olmaya çalışıyor. Yani Allah adına hareket ediyor, hatta Allahın koyduğu hükümleri beğenmeyip kendi görüşünü din olarak bildiriyor. Yani kendisini hüküm koyucu ilah olarak görüyor. Bu bakımdan diğer bütün günahlardan daha büyük günah işlemiş oluyor.


Sual: Bir yere girerken sağ ayakla mı, sol ayakla mı gireceğimizi tam bilemiyoruz. Mesela asansöre binerken, inerken hangi ayakla girip çıkmalıyız? Alış veriş mağazalarına girip çıkarken, otobüslere, trenlere, vapurlara binip inerken, iş yerimize girip çıkarken, evin içinde odalara girip çıkarken. Hutbede minbere çıkıp inerken. Bir ölçü verseniz mesele kalmaz.
CEVAP
Ölçüsü şu: Girilecek yer şu üç şeyden başka türlü olamaz:
1- Girilen yer, [Cami, Müslümanın evi gibi] daha kıymetli olur. Kıymetli yerlere girerken, sağ ayakla girilir, sol ayakla çıkılır.

2- Girilen yer [Hela, kumarhane gibi] daha kıymetsiz olur. Kıymetsiz yerlere girerken, sol ayakla girilir, sağ ayakla çıkılır.

3- Girilen yer [Bir odadan ötekine girmek, taksiye binmek, dükkanlara girmek gibi] mubahtır. Mubah olan yerlere sağ ayakla girilir, sağ ayakla çıkılır.


Sual: Bazılarının sünnet diye işlediği işlere, diğerleri bidat diyor. Kiminin bidat diyerek sakındığı şeylere bazıları da sünnet diyor. Bidat nedir?
CEVAP
Bidat konusu, Müslümanlığı yaşayanları yakından ilgilendiren bir konudur. Dediğiniz gibi bir kısım müslümanların sünnet diye işlediği işlere, bazı müslümanlar bidat diyor. Kiminin bidat diyerek sakındığı şeylere bazıları da sünnet diyor. Adam sünnet diye iki karış sakalını uzatıyor. Kimi de sünnet diye yüzünde yarım parmak kadar kıl bırakıyor. Bunların hangisi sünnet veya bidat?

Bidati sünnet diye işlemek haramdır. Müezzinin farza başlarken okuduğu üç ihlas sünnet mi bidat mi? Müezzinin tesbihlere komut etmesi nedir? Namazlardan sonra Âyetel kürsi yerine salâten tüncina okumak bidat midir? TVdeki imama uyup namaz kılmak, teybe ezan okuyup bunu her vakitte ezan olarak dinlemek ve ilahileri, mevlidleri herhangi bir çalgı aleti ile çalmak bidat midir? Anneler babalar günü tertip etmek yaş günü tertip etmek bidat midir? Evliya kabirlerine gidip onlardan yardım istemek bidat midir? Ölünün yedinci, kırkıncı, elliikinci gecelerini yapmak bidat midir? Ağaçlara bez bağlamak, nazar boncuğu takmak bidat midir?

Sünnet olduğu halde bidat olarak bilinen veya bidat olduğu halde sünnet gibi işlenen çok şeyler vardır. Hepsini saymaya lüzum yoktur. Genel kaide bilinirse, hepsinin cevabını kendimiz verebiliriz.

Bidat, sonradan çıkarılan şey demektir. Bunlar ya âdette olur veya ibadette olur.

Âdette bidat, sevap beklenilmeden, dünya menfaati için yapılan şeylerdir. Âdette bidat, bir ibadeti bozmazsa veya dinin yasak ettiği bir şey değilse günah olmaz. Âdette olan bidat, ceket, pardesü giymek, çay ve kahve içmek gibi dinin yasak etmediği bir şey ise, günah değildir. Peygamber efendimiz, papaz ayakkabısı ve kolları dar Rum cübbesi de giymiştir. Fen bilgileri ve fen aletleri, fen işleri dinde bidat değildir. Bunları faydalı yerlerde kullanmak günah değildir. Fenni buluşlara sahip çıkmak, dinimizin emridir. Çünkü (İlim Çinde de olsa alın! Fen ve sanat, müminin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın) hadisi şerifleri, kâfirlere uymayı değil, fenni onlarda bile olsa, arayıp bulmayı emretmektedir.

İbadette bidat, Peygamber efendimizin ve dört halife zamanında bulunmayıp da, dinimizde, sonradan meydana çıkarılan, uydurulan inanışlara, sözlere, işlere, şekillere ve âdetlere denir. İbadetlere bidat karıştırmak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Her bidat sapıklıktır ve sapıklık yapan da Cehennemdedir) buyuruldu. İbadete bidat karıştırmak, Allahü teâlânın bildirdiği dinde noksanlık bulmak, koyduğu hükümleri beğenmemek, dini değiştirmek olur. Kâfirlerin ibadet olarak yaptıkları şeyleri müslümanların yapması caiz olmaz. Mesela papazlar, ibadet için zünnar kuşanır, haç takar. Müslümanların, böyle yapması küfür olur.

Bizden olmayanlar
Peygamber efendimizin, (İbadetleri bizim gibi yapmayanlar, bizden değildir) sözünü düşünerek, ibadetlere ilave ve çıkarma yaparak dini değiştirmekten çok sakınmalıdır! Dini kuran biz değiliz ki, değiştirme yetkisi bizde olsun! İtikad ve ameldeki bid’atten de çok sakınmalı. Hayhuy edenleri veya (Kuranla amel etmiyorsunuz, ben de bu Kuranı yere atıyorum) diyerek Mushaf-ı şerifi halkın üzerine atan, sonra para toplamak için ağlayan kimseleri görüp de, bu bidat sahiplerini iyi müslüman sanmamalıdır. Çünkü Peygamber efendimiz, (Bidat işleyene şeytan çok ibadet yaptırır. Onu çok ağlatır) buyurmaktadır.

Şimdi bir şeyin bidat olup olmadığını bilmek için genel bir kaide verelim:
Sünnet olmayan bir şeyi sünnet diye işlemek bidattir. Mesela aşure günü sünnet sanarak aşure pişirmek bidattir. Sünnet olmadığını bilerek, o gün bir tatlı yapmak niyetiyle aşure pişirmek bid’at olmaz, sevap olur. Sakalın sünnet ölçüsü dudaktan itibaren bir tutamdır. Sünnet diye bunu kısa yapmak bidat olur. Çünkü sünneti değiştirmek haramdır. Bu kaide öğrenilince, öteki bidatleri de bilmek çok kolay olur. Mesela ezanın hoparlörle okunmasının sünnet olmadığını bilmeyen yoktur.


Sual: Bir yazar 'Türkçe hutbe okumak bidattir. Ancak güzel, edebi bir Türkçe ile okunursa bidatı hasene olur. Böyle bir hutbeyi Çince bile olsa dinlerim' diyor. Bir başka yazar da, 'Cırtlak sesli müezzinlerin vakitli vakitsiz hoparlör ile ezan okumaları bidattir. Güzel okuyan, bir müezzinin sesi, kasete alınır, bu kaset bütün camilere bağlanırsa, bidatı hasene olur.' diyor. Bidatı hasene nedir?
CEVAP
Resulullah ve Onun dört halifesinin zamanlarında dinde olmayan bir inanışı, bir işi, bir sözü ortaya çıkarmak ve böyle bir bozukluğu yaymak ve bundan sevap beklemek yasak edilen bid'at olur.

Yiyip içmek, giyinmek gibi zamanla değişen âdetler, bir ibadeti bozmadıkça veya dinin yasak ettiği bir şeyi işletmedikçe yasak edilen bidat olmaz. Mesela kaşık çatal kullanmak günah değildir.

İbadetlere bidat karıştırmak büyük günahtır. Hadisi şerifte buyuruldu ki:
(Bidat ehlinin namazı, orucu, haccı, cihadı, farz ve nafilesi kabul olmaz, yağdan kılın kolayca çıktığı gibi dinden çıkması kolay olur.) [İbni Mace]

İslam âlimleri, bidati, (Bidatı hasene ve bidati seyyie diye ikiye ayırmışlar, mektep, kitap gibi sonradan yapılan şeylere (bidatı hasene) demişlerdir.

İmamı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
Mekteb, kitap gibi dinin izin verdiği faydalı şeylere bidat dememeli, Sünneti hasene, yani iyi iş demelidir. Bidatler, nurlu, parlak, faydalı görünseler de, hepsinden kaçınmak gerekir. Hiçbir bidatte fayda yoktur. Bugün kalbler karardığından, bazı bidatler güzel görünse de, Kıyamette hepsinin zararlı olduğu anlaşılacaktır. (Her bidat sapıklıktır) hadisi şeriftir. [Kuranı kerimde, (Bazı şeyleri faydalı sanıp seversiniz, halbuki o şeyler sizin için zararlıdır) buyuruldu. (Bekara 216)]

İbni Abidin hazretleri, (Hutbeyi, arabiden başka dil ile okumak, başka dil ile iftitah tekbiri almak gibi tahrimen mekruhtur) buyurdu. Hindistan âlimlerinden Muhammed Viltori hazretleri de (Hutbelerin bir kısmını bile arabiden başka dil ile okumak bidattir) buyurdu. [El edille]

Eshabı kiram ve Tabiin-i izam, bidat işlememek için, Asya ve Afrikada, hutbeleri hep arabi okudu. Halbuki, dinleyenler arabi bilmiyordu. Bunun için, Osmanlı âlimleri, 600 yıldır, hutbelerin, kabul olmayacağını bildikleri için, Türkçe okunmasına izin vermediler. Cuma vaazları koydular. Bu vaazlar, namazdan önce veya sonra, hutbenin manasını anlatırdı. Hutbe böylece öğrenilirdi.

Namaz kılan imamın filmi çekilse, imam yerine bu görüntüye uyulsa, caiz olmaz. Bunun gibi, ezan okuyan müezzinin filmini videoya alıp, videodan ezan okutturmak da caiz olmaz. Çünkü TV ekranındaki resim, müezzinin kendisi değil, görüntüsüdür. TVdeki ses de, müezzinin bizzat kendi sesi değil, benzeridir. İki ayrı şey, birbirine çok benzese de, aynı değildir. Mesela Ali ile ikiz kardeşi Veli, birbirine çok benzese de, ayrıdır. Bir insanın resmi, kendisinin tam benzeridir, aynısı değildir. Resmin gözü yırtılsa, sahibinin gözüne zarar gelmez. Bir kişi aynaya baksa, aynadaki görüntü, bakan kişinin resmidir. Bu resim bakanın kendisi değil, benzeridir. Ayna kırılsa, bakana bir şey olmaz.


Sual: Bidatlerin hepsi haram mıdır?
CEVAP
Mekruh olanı var ve küfür olanı da vardır
.

Sual: Müsafeha ettikten sonra eli yüze sürmek bidat mi?
CEVAP
Evet.


Sual: Kuran okumasını bilmiyorum. Bir hocaya Yasin okutup teybe aldım. Bu teybi babamın kabrine götürüp açıyorum. Teypten okunan Yasini babama dinletmekle, kendim okumam arasında fark var mı?
CEVAP
Çok fark vardır. Teypten okunan Kuranı kerimin, Yasini şerifin ölüye faydası olmaz. (M.Erbea)


Sual: Ölüm haberini duyurmak için, Cuma günleri camilerde sela veriliyor, bu bidat mi?
CEVAP
Evet, bidattir.


Sual: Yasin okunup düğümlense, kırk olunca kabre konsa, caiz mi?
CEVAP
Bidattir.


Sual: Yağmur duasında okunan 70 bin taşı gömmek bid'at mi?
CEVAP
Evet.


Sual: Salevatı şerife getirirken, eli göğse koymak bidat mi?
CEVAP
Evet.


Sual: Herhangi bir yılı (Hz. Muhammed yılı) kabul etmek bidat olur mu?
CEVAP
Evet.


Sual: Bir yazarın, hatalarla dolu makalesi ektedir. Gerekli cevabı verir misiniz?
CEVAP
Yazar, (Camide her namazdan sonra müsafeha etmek sünnettir. Çünkü Peygamber efendimiz camide de müsafeha etmiştir) diyor. Sonra müsafeha etmenin faziletine dair hadisi şerifleri bildiriyor. Evet müsafeha etmek çok sevaptır. Ancak, İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
(Camide her namazdan sonra birbiri ile müsafeha etmek bidattir. Şiilerin âdetidir.) [R. Muhtar]
Muteber eserlerde, âdet etmeden namazlardan sonra camide ara sıra müsafeha etmenin caiz olduğu bildiriliyor. Yazar (Karşılaşan iki arkadaşın birbirinin elini öpmesi sünnet) diyor. Halbuki haram olduğu R. Muhtarda yazılıdır.

Yazar, (Peygamberimiz kadınlara el öptürürdü. Onlarla müsafeha ederdi. Çünkü müsafeha etmek sünnettir. Eğer peygamberimiz kadınlara el öptürmemişse, şimdi olsaydı mutlaka el öptürürdü. Çünkü âlimlerin elini öpmek caizdir) diyor.
Evet âlimin, ana-babanın eli öpülür. Fakat namahrem kadın, bir âlimin elini öpemez.

İmamı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Peygamber efendimiz erkeklerle müsafeha ederek sözleştikten sonra, kadınlarla da sözleşme yaptı. Kadınların biati yalnız söz ile oldu. Mübarek eli kadınların eline dokunmadı.) [c.3, m.41]

Tibyanda Mümtehine suresinin 12. âyetinin açıklamasında deniyor ki:
Peygamber efendimiz, kendisi ile biat edilirken hiç bir yabancı [namahrem] kadınla müsafeha yapmamıştır. Hz.Âişe dedi ki: (Peygamber efendimizin kadınlarla biati akdi (sözleşmesi) söz ile idi. Onun eli, hiçbir yabancı kadının eline değmemiştir.) [Müslim]

Yazar, (Doktor, kadına dokunuyor, günah olmuyor da, benim elimi öpünce niçin günah olsun?) diyor. Doktor, zaruret olunca, ihtiyaç miktarı kadına dokunması caizdir. İhtiyaçtan fazla yerini açması haramdır. El öpmekte bir zaruret yok ki doktorla mukayese edilsin. Yazar, (Âlim evlat, cahil babasına imam olamaz) diyor. Bunu kölenin imamlığına benzetmiş. Kölenin imamlığı mekruhtur. Sebebi, köle hizmetle meşgul olduğu için ilim tahsiline vakit bulamaz. Eğer âlim olursa imamlığı mekruh olmaz. Amanın [körün] imamlığı da mekruhtur. Bunun sebebi de, elbisesini temizleyememesidir. Fakat temiz olan a’manın da imam olması mekruh değildir. Çünkü Peygamber efendimiz, ama olan İbni Mektum hazretlerini defalarca kendi yerine imamlığa seçmişti. (Nimet-i İslam)
 
  Bugün 8 ziyaretçi (29 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=